Biyolojik Cinsiyet ve Toplumsal Cinsiyeti Sorgulamak

Cuma, Aralık 19th, 2008 | Sayı 2

BİYOLOJİK CİNSİYET VE TOPLUMSAL CİNSİYETİ SORGULAMAK

  “Bedenim ve Ben (Our Bodies, Ourselves) kitabının “İlişkiler ve Cinsellik/Toplumsal Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim” bölümünden alıntıdır.” 

  İki sabit toplumsal cinsiyet kimliği olduğu düşüncesinin ötesine geçmek, bazılarımız için yeni ve baş etmesi güç bir fikirken, bazılarımız için hayatın ta kendisi. “Biyolojik cinsiyet” ve “toplumsal cinsiyet” ayrı, ancak bağlantılı kavramlar. Biyolojik cinsiyet, genel olarak, bir insanın penis, testisler, vajina, rahim ve benzeri biyolojik özellikleri üzerinden tanımlanır. Bunlar anatomik bakımdan bir kişiyi kadın ya da erkek olarak tanımlayan özelliklerdir. “Toplumsal cinsiyet” ya da tıpta kullanılan terimiyle “cinsellik kimliği” ise çeşitli anlamlarda kullanılır. Bazen “toplumsal cinsiyet” kavramıyla toplumsal cinsiyet rolleri ya da ifadeleri -belli bir zaman döneminde belli bir kültürde “erkeksi” ya da “kadınsı” kabul edilen davranış özellikleri- kastedilir. Bu özellikler, saç şekli ve giyim stilinden, insanların konuşma ya da duygularını ifade etme tarzlarına kadar uzanabilir. “Toplumsal cinsiyet” kavramı, toplumsal cinsiyet kimliğini -erkek, kadın ya da transeksüel olarak kendimize dair içsel algımızı- ifade etmek için de kullanılabilir. Her kültürde genel olarak toplumsal cinsiyetin, biyolojik cinsiyetin doğrudan bir sonucu olduğu düşünülür. Bir başka deyişle, vajinayla doğan bir bebek dişi olarak kabul edilir, ona kız denir ve büyüdükçe “kadınsı” bir tarzda hareket eden, giyinen ve konuşan bir kadına dönüşmesi, erkeklerle flört etmesi ve sonra bir erkekle evlenerek çocuk sahibi olması beklenir.

  Birçok insan, doğuştan sahip olduğumuz cinsel organlarımızın neredeyse tüm fiziksel, duygusal ve psikolojik özelliklerimizi belirlemesi gerektiği yönündeki beklentiyi sorguluyor. Feministler ve daha birçoğu, kadınların “kadınsı”, erkeklerin “erkeksi” olmalarını gerektiren katı toplumsal cinsiyet rollerine uzun süredir itiraz ediyor. Bazıları da toplumsal cinsiyet kimliğimiz ile biyolojik cinsiyetimizin ayrılmaz şekilde bağlı olduğu ve sadece iki toplumsal cinsiyet bulunduğu yönündeki düşünceye karşı çıkıyorlar. Ya peki kadın olmak vajinaya sahip olmakla ilgili değilse? Ya insanların “erkeksi” ve “kadınsı” kategorilerine uymaları gerekmiyorsa? Bazılarımız için, erkeklik, kadınlık ve bu ikisinin arasında bulunan milyon tane noktadan oluşan galakside kendimizi nasıl gördüğümüz ve başkalarının bizi nasıl algıladığı, kadın ve erkek diye iki basit kategoriyle sınırlandırılamaz. 1 

Yakın bir zamanda, başka insanlara gerçek toplumsal cinsiyet kimliğimi anlatmaya başladım. Ben androjenim -yani hem kadın, hem erkek. Doğuştan gelen cinsiyetimin ne olduğu önemli değil. Her geçen gün daha fazla insanın benim hakkımda “o hangi cinsiyetten -kadın mı, erkek mi?” gibi şeyler söylediklerini fark ediyorum -tabi her zaman arkadaşlarıma, asla yüzüme değil. Bu çok hoşuma gidiyor, her ne kadar insanların bunu yüzüme söylemelerini istiyor olsam da… Bu sözleri iltifat olarak alıyorum!  

  Bazılarımız toplumsal cinsiyetimizle uğraşıyor ve onu anlamaya çalışıyor, bazılarımız ise olduğu gibi kabul ediyoruz. Toplumsal cinsiyetin kaynağı nedir? Bu hepimiz için aynı olmayabilir. Ait olduğumuz ırk, sınıf, coğrafi, fiziksel ve cinsel kimliklerimiz, toplumsal cinsiyetimizi etkiler ve şekillendirir. Toplumsal cinsiyetimiz zaman içerisinde değişebilir; bazı insanlara göre, toplumsal cinsiyet doğumdan ölüme kadar aynı kalan bir kimlik değildir.  

  Bazı kadınlar, toplumsal cinsiyet normlarının genişletilmesi veya toptan ortadan kaldırılması gerektiğine, böylece insan davranışının her türünün kabul göreceğine inanırlar. Kadınların nasıl davranması gerektiği yönündeki geleneksel kalıplara uymayabiliriz. Buna rağmen kendimizi yine de kadın olarak kabul eder ve belli bir duygu ya da deneyimin neden bir kadın için doğal kabul edilmediğini sorgularız. Kadın cinsel organlarıyla doğmuş olanlarımız ise, erkek toplumsal cinsiyet kimliğini benimseyişimizin kabullenilmesini isteriz. Kadınların nasıl görünmesi ya da davranması gerektiğine ilişkin geleneksel kalıplara uymayan bazılarımız da kendimizi transgender olarak adlandırırız. Bazılarımız ise erkek cinsel organlarına sahibizdir, ancak kadın olarak tanımlanmak ve kabul görmek isteriz.  

  Toplumsal cinsiyetin biyolojik cinsiyetten ayrı olduğu düşüncesi, birçoğumuz için kendimizi, toplumun nasıl görünmemiz ya da davranmamız gerektiği yönündeki kurallarıyla çelişebilecek şekillerde ifade edebilmemizin yollarını açtı.  

Tags:

Arama

Linkler