Çocuktum gelin oldum…
Pazartesi, Eylül 29th, 2008 | Sayı 3
Yazan: Zozan Özgökçe / Van Kadın Derneği Gönüllüsü
Çocuktum gelin oldum… Başka ne olabilirdim ki?
Düğünlerde çocuk gelinleri yani gelinlik giymiş, makyaj yapılmış küçük kız çocuklarını görmüşsünüzdür birçoğunuz. Küçük yaşta aile, çevre özendirir gelin olmaya küçük kızları veya aile hazırlar kız çocuklarını evlenmeye, iyi bir anne olmaya. Ayrıca evlenenlere en çok düğün öncesi iyi davranılır evde çünkü o misafirdir artık doğduğu büyüdüğü geliştiği evde. Gideceği evdekiler de aralarına katılacak yeni kişiye çok iyi davranır evlilik öncesi dönemde, hediyeler alınır gelin adayına, bayramlarda tatlısı, kurbanı gelir eve davullu zurnalı. Takılar alınır gelin adayına… boy boy zincirler…. Tane tane burma bilezikler…. Kalınsa burmalar gelin adayı sevilir demektir eee bir de zengindir oğlan tarafı… ince ise burmalar ne yapalım oğlanın durumu iyi değil denir…. Aman mutlu olsunlar da, mal geçicidir zaten denir her seferinde, sitemli teselli olarak. Cinsel sağlık yerine iyi kadın nasıl olunuru, kocan ne zaman isterse onu geri çevirmemeyi öğretir çevre ve çevre yerine görevlendirilmiş sağdıçlar. Evliliğin sadece ve sadece kadın için bir adama hizmet etmek, onun boyunduruğu altında yaşamak ‘baba evi’ nden ‘’koca evi’ ne geçişin gösterişliliğine tutulan genç kızlar hele bir de ‘baba evi’ nde şiddet yaşıyorsa ‘koca evi’ ne koşuyor. Evlilik sonrası çalışma ve eğitim hakkını, cinsel ilişkiyi ret etme hakkını, bedensel ve cinsel haklarını, istediği kadar, istediği zamanda çocuk doğurma hakkını bir kenara bırakan hatta bu hakları farkında olmadan evin kızı rolünden evin hanımı rolüne bürünüyor. Başka alternatifler ise özellikle kırsalda yaşayan kadınlar için o kadar uzak ki, en yakın görebildiği modeller televizyonlarda boy gösteriyor. Onlarda mankenler, gündüz kuşağında bir birine düşmüş kaynana, gelinler, evden kaçmış ‘kötü yola düşmüş’ kadınlar, ev işlerini yapmıyor diye koca dayağı gören kadınlar, ‘aldatan’ kadınlar, kendine bakmıyor diye ‘aldatılan kadınlar’,
Van Kadın Derneği’nin yapmış olduğu bir araştırmada örneklemi oluşturan 776 kadından 590’ı evlidir. Evli 590 kadının evlenme yaşına göre dağılımları şöyledir. Kadınların %53,9’u 18-24 yaşları arasında, %33,4’ü 11-17 yaşları arasında, %12,7’si 25 ve üzeri yaşlarında evlenmişlerdir. 25 yaş altı evlilik oranı %87,3’tür. Küçük yaşta evlilik oranı oldukça yüksektir. 11-25 yaş arası evlenen kadınların oranının bu kadar yüksek olması hatta 11 yaşında evliliklerin gerçekleşmesi toplumsal cinsiyete dayalı rollerin çok etkili olduğu sonucunu vermektedir. Ancak evlilik yaşında ciddi bir değişim yaşanmaktadır. Şöyle ki; sayıları 318 olan 18-24 yaşları arsında evlenen kadınlar, %53,9’luk oranla örneklem içindeki en geniş kategoriyi oluşturmaktadır. Tüm örneklem içinde %33,4’lik bir temsil oranı ile ikinci sırada yer alan 11-17 yaş aralığında evlenen kadınların sayısı ise 197’dir. Temsil oranı itibariyle bu yaş kategorisini %12,7’lik oranla üçüncü sıradaki 25 yaş ve üzerinde evlenen kadınlar izlemektedir.
Bu araştırmada 14 tane çocuğu olan kadın bile bulunmaktadır. 14 tane doğum yapan kadının yaşamının nasıl olduğunu düşünürken bile gözlerim yaşarıyor. Geçenlerde derneğe 19 yaşında ve 3 çocuklu bir kadın geldi. En büyük çocuğu 5 yaşında. 14 yaşınızı hatırlıyor musunuz? 14 yaşında hamile kalıp, doğurmak ve emzirmek bir hayal miydi? Birçoğumuzun hayali değildir olmamalıdır. Başka ne olabilirdim ki? Diye soran bir genç kadın tanımıştım. Anne olmaktan başka ne olabilirdim ki? Böyle düşünmesinden dolayı o mu suçluydu? 25 yaş altında evlenen genç kadınlar anne olmaktan başka çok şey olabilirler.
Aynı araştırmada sorularının yöneltildiği 776 kadından %50,5’i yani 392 tanesi ”Bir Daha Dünyaya Gelme Şansın Olsaydı, Yine Kadın Olmak İster miydin?’ sorusuna “Evet” cevabını verirken, 384 tane yani %49,5’e tekabül eden bir oran “Hayır” cevabını vermiştir.
