Rahim
Pazartesi, Eylül 29th, 2008 | Sayı 3
Yazan: Sağlık Eğitmeni Gamze KARADAĞ
RAHİM
Rahim (Uterus) kadın üreme organları arasında en duyulanı bilineni olmasına rağmen vücudumuzdaki yerini çok azımız bilmekteyiz. Kadınlar arasında en çok vajina ile rahimin yeri karıştırılır, şekliyle adının benzer olması sebebiyle en kolay yumurtalıklar bilinir.
Rahim, adet kanamasının oluştuğu, hamilelik döneminde bebeğin geliştiği damar ve kas tabakalarından oluşan 8 cm uzunluğunda, 6 cm çapında, 50-60 gr ağırlığında, duvarının kalınlığı 2,5 cm olan bir organdır. Rahimin yerini şöyle tarif edebiliriz. Rahimin en alt ucu vajinaya açılır ve sağ ve sol yanından yumurtalıklara ulaşan tüpler çıkar. Ön tarafında mesane, arka tarafında ise kalın bağırsak yer alır.
Rahim karın içindeki organlardan biridir. Vücudumuzda duruş şekli, gövdesi yukarıda olan bir armut gibidir ve iki ana bölümden oluşur. Rahim Gövdesi (Corpus uteri) adet kanamasının oluştuğu ve embrio (döllenmiş yumurta) yerleştiği ve geliştiği bölümdür. Rahim girişi / ağızı (cervix uteri) ise vajina ile rahim gövdesi arasındaki bölümdür. Rahim karının alt kısmında, leğen kemiğinin içinde, kasıkların arasındaki boşluktadır. Rahim ağzı ve rahimin gövdesi birbirine öne doğru bir açı oluşturarak dururlar. Rahim gövdesi gebelik döneminde dikleşir. Kadınların %10’luk bir kısmında rahim gövdesi arkaya doğru durur. Hatta bu günlük konuşmalarda “rahimi tersmiş” diye de ifade edilir. Fakat bu anormal bir durum ya da terslik değildir. Gebelikte rahim yine rahim ağzıyla aynı doğrultuya gelir ve dik bir konum alır.
Rahmin üç tabakadan oluşur. En iç tabakası endometrium’dur ki bu rahime özel bir tabakadır. Zengin kan damarlarına sahip, gevşek bağ dokusu ve hücrelerle çevrili salgı bezlerinden oluşmaktadır. Endometrium, rahim ağzından vaginaya doğru ilerleyince yapı değiştirir ve buradaki tabaka artık ektometriumdur. Aynı şekilde tüplere ilerlersek endometriumun yerini siliar epitelyum denilen tabaka alır.
Endometrium, adet döneminde eriyerek kanamayla vücudumuzdan dışarıya akar. Aynı zamanda spermle yumurtanın birleşmesinden sonra embrionun gömülerek yerleştiği, gebelik kesesini oluşturduğu ve geliştiği tabakadır. Bu arada genellikle hatalı olarak bilindiği gibi döllenme rahimde olmaz, tüplerde olur.
Kürete yöntemiyle yapılan kürtajlarda kalınlaşmış ve salgı bezleriyle zengin bir yapıya sahip olmuş endometrium tabakasının yüzey kısmı da alınır. Bu kısım zaten gebeliğin sona ermesiyle birlikte kanama ile dışarı akacak kısımdır.
Endometriyum tabakasının iltihabına ise endometrit denmektedir. Tedavisi enfeksiyona neden olan bakteriler için geliştirilmiş antibiyotiklerle yapılır. Endometrit genellikle adet kanamasının renginde koyulaşma, kahverengimsi görüntü ile kendini belli eder.
Endometriumu saran tabaka, miyometrium bir kas tabakasıdır. Miyometriumu oluşturan kaslar gebelik döneminde progesteron hormonunun etkisiyle rahimin yumuşayıp esnemesini ve genişlemesini sağlar. Miyometrium aynı zamanda doğum sırasında kasılarak bebeği dışarı iter.
Kadınlar arasında en çok sözü edilen miyomlar rahimin düz kas dokusundan yani miyometriumdan kaynağını alan iyi huylu kitlelerdir.
Miyometriumun dışında ise perimetrium edı verilen ve peritonla (karın boşluğundaki organları içine alarak çevreleyen zar) temasda olan zarımsı tabaka vardır.
Kadınlık hormonlarının, Progesteron ve östrojenin endometrium üzerinde doğrudan etkisi vardır. Beyinden ve beyindeki hipofiz bezinden salgılanan hormonlarla yumurtalıklardaki binlerce folikülden bir kaçı büyümeye başlar. İşte bu süreç aynı zamanda yumurtalıklardan östrojen ve progesteronun da salgılanmasını düzenler. Foliküllerin olgunlaşma süresince salgılanan östrojendir. Olgunlaşmış yumurtanın yumurtalıkdan bırakılmasından sonra da progesteron salgısı artar.
Östrojen endometriumun kalınlaşmasını başlatır. Ve bu süreç östrojenin aniden yükselmesi ve inişe geçmesiyle ve yumurtlamayla tamamlanır. Yumurtlamadan sonra progesteron artmaya başlar. Progesteronun etkisiyle endometriumun yapısı değişmeye kalınlaşan endometrium içinde salgı bezleri gelişmeye başlar. Bu salgı bezleri gebelik halinde embriyo endometrium içine gömülüp yerleşene kadar onu canlı tutacak ortamı oluştururlar. Gebelik yoksa, yumurtlamadan 9-10 gün sonra progesteron azalmaya başlar 14 gün sonra da en aşağı seviyeye iner. Progesteronun azalması ile endometriumun kalınlaşmış ve salgı bezleri ile zenginleşmiş yüzeyinde çözülme başlar. Bu çözülen dokular kanla birlikte rahim ağzından dışarı akar. Bu ne da adet kanaması adını veriyoruz.
Kadınlar arasında bazen adet kanaması “kirli kan” diye tanımlanmaktadır ancak bu tamamen yanlış bir ifadedir. Adet kanaması ile birlikte yeni bir adet döngüsü başlar ve endometrium artan östrojenin etkisiyle yine gün gün kalınlaşmaya başlar.
